BİR TAKVİM DAHA DEĞİŞİYORKEN...
2026’ya girmemize sayılı günler kala yıl sonu ritüelleri yine sahnede: bir yandan “yılın en”leri açıklanıyor, diğer yandan önümüzdeki yıla dair tahminler ardı ardına geliyor. Bu dönemleri seviyorum; çünkü toplumun nabzını en çıplak haliyle tutma imkânı veriyor.
Her yıl olduğu gibi Google da Türkiye’de en çok arananları yayınladı. Listeye bakınca hem güldüm hem durup düşündüm. “100 kişilik mercimek çorbası tarifi”, “yeşil pantolon üstüne ne giyilir”, “Bolu’nun nesi meşhur” ve favorim: “parasosyal"
Bu arada, Türkiye’nin lüks sektördeki ilk ve tek dijital platformu olan Oggusto’nun sanattan ekonomiye, gastronomiden teknolojiye uzanan yıl trendleri ile Canva’nın 2026 Tasarım Trendleri Raporu da bu dönemi anlamak için oldukça iyi okuma malzemeleri. Hepsi aynı şeyi fısıldıyor aslında: değişiyoruz, ama sessizce. son günlerde saçlarımız için "bond repair" ürünler gündemde...
Geçtiğimiz günlerde Brand Week İstanbul’da Bekir Ağırdır’ın lansmanını yaptığı ve Veri Enstitüsü tarafından hazırlanan “Türkiye Trendleri 2026” araştırmasının özetini MediaCat’te okudum. Oradan çıkardığım ve bana en çok dokunan başlıkları kendi yorumumla paylaşmak istiyorum:
Orta sınıfa veda ediyoruz; Toplumun büyük çoğunluğu orta sınıfın eridiğini düşünüyor. Artık “ortalama” diye bir şey kalmıyor; ya ucuz olmak zorundasınız ya da gerçekten anlamlı ve yüksek katma değerli.
Güven küçülüyor, aile büyüyor; İnsanlar bilime, medyaya, hatta arkadaşlarına bile eskisi kadar güvenmiyor. Güvenin adresi net: aile. Bu, hem çok insani hem de çok düşündürücü.
Kutuplaşma gündelik hayatın içinde; Siyasi gerilim artık sadece sandıkta değil, sofrada, arkadaşlıkta, komşulukta hissediliyor. Herkes kendi yankı odasında yaşamayı daha güvenli buluyor.
Daha az ama daha iyi; Tüketimde nicelikten çok nitelik konuşuluyor. “İyi yaşam” artık daha fazla kazanmak değil; daha mutlu, daha dengeli hissetmek. Büyük kozmetik markalarının hepsi mutluluk sattığını söylüyor.
Vicdan–cüzdan sıkışması; İklim krizini hissediyoruz ama çevre dostu tercihler çoğu zaman bütçeye takılıyor. Niyet var, imkân her zaman yok.
Küçük mutluluklar dönemi; Büyük harcamalar zorlaştıkça insanlar kendini küçük ödüllerle ayakta tutuyor: iyi bir kahve, küçük bir tatlı, ufak bir alışveriş…
Dijitalden kopmuyoruz ama tedirginiz; Veri güvenliği, dolandırıcılık korkusu zirvede. İnsanlar dijital dünyada kalmak istiyor ama daha şeffaf, daha güvenli bir zemin talep ediyor.
Herkes kendi gerçeğinin peşinde; Haberler sorgulanıyor, kaynaklar araştırılıyor. Tüketici artık pasif değil; adeta kendi gerçeğinin dedektifi. Her paylaşımda muhakkak yorumlar okunuyor, olay her an sizin bildiğiniz gibi değil e dönüşebilir.
Yeni sağlık otoriteleri; Resmi kurumlar yerine sosyal medyadaki bağımsız seslere kulak veriliyor. Bu da markalar ve kurumlar için yeni bir sınav anlamına geliyor.
İndirim artık bir refleks; Eğitim, yaş, gelir fark etmeksizin herkes fiyat karşılaştırıyor. İndirim avcılığı yeni normalimiz. Kozmetik kongresinde alfa kuşağı her an her yerden indirim alıp değerlendirebilir. Yine de biz Besler Naturel olarak sadık müşterilerimize daha fazla indirim yapıyoruz.
Gelecek haftaki bültende, tüm bu tablo ışığında 2026 pazarlama trendlerini ve bu yeni ruh haline nasıl hazırlanabileceğimizi yazacağım.
Çünkü görünen o ki; önümüzdeki yıl sadece takvim değil, alışkanlıklarımız da değişecek.

Yorumlar
Yorum Gönder